5 Aralık 2013 Perşembe

Yorum: Aynı Yıldızın Altında



Dünya bir dilek gerçekleştirme fabrikası değil.

Bu yazıyı daha önce Genç Magazin'de paylaşmıştım fakat burada da paylaşmak istedim..  Normalde Hazel gibi çok çok sevdiğim kitapları paylaşan biri değilimdir ama bu kitap benim için çok özel ve nedense herkesin okumasını,bilmesini,duymasını istiyorum.. Bakış açınızı 180 derece değiştirebilecek kitaplardan biri olduğuna inanıyorum.
Müthiş John Green tarafından yazılan kitabın konusuna gelecek olursak, 16 yaşındaki kanser hastası olan Hazel Grace birkaç yıl daha yaşaması garantiyken hastalığı halen ölümcüldür. Oksijen tankına bağlı olarak ve sürekli ilaçlar alarak hayatına devam etmektedir.  Annesinin zoruyla Hazel, kanserli çocuklar için düzenlenen Destek Grubuna katılır. Augustus Waters ile tanışması da bu sırada oluyor. O gün Agustus destek grubunda bulunan arkadaşı Isaac destek olmak için katılır. Aralarındaki çekim birbirlerini gördükten sonra başlar ve birbirlerinden uzak duramazlar. Agustus da osteosarkoma kanserinde bir ayağını kaybetmiş fakat kanseri remisyon durumunda. Birbirlerini tanıdıkça hayatları da bambaşka bir yöne sapmaya başlar.

Buraya kadar klasik kanser hikayelerine benziyor diyeceksiniz fakat John Green bu klasik bilindik hikayeyi öyle bir yazmış ki tekrar tekrar okumak isteyeceksiniz.
"O okurken uykuya dalar gibi aşık oldum: Önce yavaş yavaş, sonra bir anda."

 Kitabı okurken hem güleceksiniz hemde ağlamanızı engelleyemeyeceksiniz. Hatta belki uzun bir süre etkisinden de çıkamayacaksınız...
Ayrıca 2014 yılının Haziran aylarında uyarlama film de vizyona girecek! Başrollerini Shailene Woodley ve Ansel Elgort paylaşıyor.

"Acı hissedilmeyi talep eder."
"Ah Hazel Grace, hiç sorun değil. Kalbimin senin tarafından kırılması bir onur olurdu."
"Peki," dedi sonsuzluk kadar uzun gelen bir süre sonra. "Belki peki bizim sonsuza dek'imiz olur." "Peki," dedim.  
Zeynep Blogger

30 Kasım 2013 Cumartesi

Yorum: Çalıkuşu


Türk Edebiyatının bir klasiği olan Çalıkuşu ile açılışı yapmak istedim. Nedendir bilmiyorum ama benim klasik kitaplara karşı bir ön yargım var. Off bu çok felsefi duruyor, dili ağırdır gibi gereksiz nedenlerle bir türlü okumaya yanaşmıyordum.  Bu kitapla birlikte o düşüncem yerle bir oldu diyebilirim. Arkadaşımın ısrarı ve Kanal D'de yayınlanan dizisi sayesinde okumaya başladım ve çok mutluyum. :) Klişelerin çok olmasına rağmen çok güzel bir kitaptı bence. Feride'nin yaramazlıkları, keskin dili ve Çalıkuşu olma hikayesini katıla katıla gülerek okudum. Artık kendimi Feride'yle bütünleşmiş gibi bir şey hissediyorum..

(Bundan sonrası spoiler içerir, uyarmadı demeyin.)
Kitabın ilk başlarında Feride'nin hareketli ve yaramaz çocukluk döneminden bir genç kıza dönüşmesini anlatıyor. Her ne kadar koca genç kız olsa bile hala eski haylazlıkları devam etmekte. Sürekli göçebe bir hayat süren Feride, İstanbul'a göçmeden önce altı yaşındayken annesini kaybeder. Bundan sonra da babası Feride'yi Besime teyzesinin yanına götürür. İstanbul'da da yaramazlıklarını sürdüren Feride, teyzesinin oğlu olan Kamran'a karşı bir cesaretsizliği vardır. Kamran ise elinden kitabını hiç düşürmeyen, uslu, hanım evladı bir çocuktur. Dokuz yaşında babaannesini kaybedince Sör Mektebi'ne yazılır. Okula başladıktan kısa bir süre sonra da babasını kaybeder. İyice yetim kalır. Feride'nin Çalıkuşu adıyla çağrılmaya sürekli dallarda dolaşmasıyla Sör Mektebindeki öğretmeninin “Bu kız insan değil ÇALIKUŞU” demesiyle başlamıştır...

Zeynep Blogger

26 Kasım 2013 Salı

Film Önerisi: Göçebe



Tür: 2013, Bilim Kurgu
Yapım: 2013 - ABD
IMDB Puanı: 5.8
Yönetmen: Andrew Niccol
Oyuncular: Diane Kruger , Saoirse Ronan , Chandler Canterbury , Jake Abel , William Hurt, Max Irons

Stephenie Meyer'ın yazdığı aynı isimden uyarlanan filmi Zamana Karşı ve Savaş Tanrısı gibi filmleri yönetmiş olan Andrew Niccol yönetti ve beyaz perdeye uyarladı. Birbirinden güzel müziklerle süslenmiş olan film biraz sönük kalmış olsa da yine de bir çok eleştirmenin sert eleştirilerine rağmen iyi bir izlenim bırakan filmlerdendi. Özellikle bilim kurgu severlerin mutlaka izlemesi,kaçırmaması gereken bir film. Kitapta geçen çoğu sahneyi sığdıramamış olmaları bende biraz hayal kırıklığı bıraktı. 680 sayfalık kitabı 125 dakikalık bir filme sığdırmaya çalıştıkları için kitabı okumayanlar belki filmi anlamakta zorluk çekebilirler o yüzden filmi izlemeden önce kitabı okumanızı tavsiye ederim.

Filmde yeri geldiğinde yüzünüzde hafif bir gülümseme yeri geldiğinde de ağlayabilirsiniz-ben bir ara ağlayacak gibi oldum. Oyuncularına gelince gerçekten çok iyi bir iş başarmışlar.. Özellikle de Atonement filminde oynayan ve bu filmdeki rolü ile En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu dalında Altın Küre'ye, BAFTA'ya Oscar'a aday gösterilen en genç kişiler arasında yer alan Saoirse Ronan ve Alman oyuncu Diane Kruger sergiledikleri performans ile filmi izlenebilir kılan şeylerin arasında.


Filmin konusu ise şöyle(Bundan sonrası spoiler içerir!);
Bilimsel açıdan gelişmiş ve içlerinde iyilik barındıran mükemmel Uzaylılar tarafından dünya ele geçirilir. Uzaylılar küçük bir ışık demeti olarak gösterilmiş ve bu uzaylılar insanların bedenlerini ele geçirip içinde yaşayabiliyorlar ve zihinlerini kontrol edebiliyorlar. Tabi ki bazı istisnalar da var; Melanie Stryder gibi. Melanie Stryder kardeşi Jamie ve Jared ile birlikte son insan örneği olma ihtimali var bu yüzdende onları yaşatmak için kendini feda ediyor. Göçebe(Wanderer) Melanie'nin içine yerleştiriliyor ve Avcılar diğer yaşayan son insanları bulması için Melanie'nin zihninde olan Göçebe'nin yardımını ihtiyaç duyarlar. Fakat Göçebe tam olarak kontrolünü sağlayamaz çünkü Melanie zihninde onunla konuşuyor ve bazen kısa süreliğine kendi bedenini ele geçirebiliyor. 

Zeynep Blogger

25 Kasım 2013 Pazartesi

Okuma Şenliği Kış 2013 Kitaplarım


Pinuccia'nın daha önce de yazın düzenlediği okuma şenliğine blogum olmadığı için katılmamıştım fakat Okuma Şenliği Kış 2013'te bende varım!
1. Kategori (10 puan): Altın Kitaplar Yayınevi’nden çıkan bir kitap okuyanlara.
Dan Brown - Cehennem

2. Kategori (10 puan): Kütüphaneden ödünç alınmış veya sahaftan satın alınmış bir kitap okuyanlara.
Cassandra Clare - Mekanik Prenses

3. Kategori (10 puan): Adında bir hayvan adı olan bir kitap okuyanlara.
Stieg Larsson - Arı Kovanına Çomak Sokan Kız (800 Sayfa)

4. Kategori (15 puan): 600 sayfadan uzun bir kitap okuyanlara.
Stephenie Meyer - Göçebe (680 sayfa)

5. Kategori (15 puan): Nobel Edebiyat Ödülü kazanmış bir yazarın bir kitabını okuyanlara.
Orhan Pamuk - Masumiyet Müzesi(592 sayfa)

6. Kategori (15 puan): Türk edebiyatında klasik kabul edilen bir roman okuyanlara.
Reşat Nuri Güntekin - Çalıkuşu(544 sayfa)

7. Kategori (15 puan): Hiç okumadığınız bir ülke edebiyatından bir kitap okuyanlara.
Oscar Wilde - Dorian Grey'in Portresi

8. Kategori (20 puan): Sinemaya uyarlanmış bir kitabı okuyup filmini izleyenlere.
Cassandra Clare - Kemikler Şehri (580 sayfa)

9. Kategori (20 puan): Adında kış mevsimine ilişkin bir sözcük olan veya konusunda kış teması olan bir kitap okuyanlara.
Kristin Hannah - Kış Bahçesi (512)

10. Kategori (25 puan): Yasaklanmış bir kitap okuyanlara.
Dostoyevski - Suç ve Ceza 
1866 tarihli roman Rusya’da “gerici” olduğu öne sürülerek, Polonya’da ise “kötümser” olmasına dayandırılarak yasaklanmıştı.

11. Kategori (25 puan): Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk hakkında yazılmış bir kitap okuyanlara.
Sarı Zeybek - Can Dündar

12. Kategori (25 puan): Yayınlanmış en az beş kitabı olan bir yazarın ilk kitabını veya romanını okuyanlara.
Debbie Macomber - Küçük Mucizeler Dükkanı

13. Kategori (25 puan): Bir biyografi veya otobiyografi okuyanlara.Steve Jobs – Walter Isaacson

14. Kategori (30 puan): Okuma yazmayı öğrendiğiniz yıl ilk kez yayınlanmış bir kitap okuyanlara.
Tahminen 2005 yılında öğrendim. John Green - Alaskanın Peşinde (Goodreads'te ilk kez 2005 Mart'ta yayınlandığı yazıyor.)

15. Kategori (40 puan): Bir üçleme veya aynı seriden üç kitap okuyanlara.
Obsidiyen, Oniks ve Opal
Zeynep Blogger

10 Kasım 2013 Pazar

Başlangıç


Uzun zamandır imrenerek takip ettiğim kişisel bloglardan sonra bende bir blog açmaya karar verdim. Böyle basit bir şekilde söyleyince blog açmak kolay diye düşünüyor insan ama hiçte öyle değil. Öldüüm resmen! Bloga koyabileceğim isimleri düşünmek,seçmek ve şu tanıtım yazısını yazmak ne zor işmiş yahu! -Bunun tasarım işi de var ki ben daha oralara girmedim-

Ayrıca daha önce hiç duygularımı,düşüncelerimi yansıttığım bir blog açmadığım için içeriği başta baya bi karışık olabilir, şimdiden çok özür dilerim.

Zeynep Blogger