1 Şubat 2015 Pazar

Yorum: Yandaş - Veronica Roth (Divergent #3)


4/5

Orijinal Adı: Allegiant
Türkçe Adı: Yandaş
Yazar: Veronica Roth
Sayfa Sayısı: 520
Puanım: ★★★★☆
Tek bir seçim
Seni dönüştürebilir
Tek bir seçim
Seni yok edebilir
Tek bir seçim
Kim olduğunu belirler
Birinin korkularını çekip aldığınızda, merhamet duygusunu da almış olursunuz.
Tris Prior'ın bir zamanlar inandığı topluluk sistemi çöküşün eşiğinde. Bu nedenle Tris, yeni bir dünya keşfetme fırsatını tereddütsüz kabul ediyor. Çünkü Tobias'la birlikte çitlerin ötesinde yalanlardan, iç içe geçmiş ilişkilerden ve acı hatıralardan uzak, yeni bir hayat kurma şansı olabilir. Oysa Tris'in öğreneceği gerçekler, ardında bıraktıklarından çok daha tehlikeli. Bildiği her şey anlamını hızla yitirirken, Tris insanın karmaşık doğasını anlamak için savaşmak zorunda. Tabii cesaret, dostluk, fedakârlık ve aşk gibi imkânsız seçimlerle de karşı karşıya.
Uyumsuz serisi bitmesin diye okumayı sürekli ertelediğim Yandaş'ı yorumlamak benim için çok zor çünkü böylesine sevdiğim bir seri -sonlarına doğru gerçekleşen ölümler nedeniyle- beni sonuyla feci hayal kırıklığına uğrattı. Okurken sürekli Uyumsuz'u yazanla aynı kişinin yazdığına emin miyiz diye sorguladım durdum. Belki de şuan kitabı yeni bitirmenin acısıyla böyle yazıyorumdur, bilemiyorum.

Kitap Kuralsız'da Tris'in açığa çıkardığı Edith Prior'un çitin dışında da bir yaşamın var olduğunu söylediği videodan kısa bir süre sonrası ile başlıyor. Tris yaptıklarından dolayı sorgulanmak üzere bilgelik merkezine getiriliyor ve bu sorgulamada tahmin edebileceğiniz üzere doğruluk serumu kullanılıyor fakat Tris'in bu seruma karşı bir direnci olduğundan dolayı yalan söyleyerek yargılanmaktan kurtuluyor. Jeanine'nin sağ kolu olan Caleb için ise durum aynı değil, idam cezası ile yargılanmasına karar veriliyor.






SPOILER İÇERİR!!


Daha sonra Tris 'Yandaş' adı verilen bir grup tarafından kaçırılıyor ve gece yarısı gerçekleşecek toplantıya cesurluk arkadaşları ile katılmasını istiyor. Will'in ablası Cara ve Dostluk lideri Johanna tarafından yönetilen Yandaş grubu çitin dışına çıkarak dış dünya da neler olduğunu öğrenmek istiyor. Bunun içinde Tobias, Tris, Christina, Cara, Uriah, Tori ve Peter'dan oluşan bir grup şehrin dışına çıkmaya hazırlanıyor. Abisini yaptıklarından dolayı affetmeye çalışan Tris, Caleb'i Tobias'ın yardımı ile gruba dahil eder. Dışarı çıktıklarında da Zoe ve -Four'un ölmüş olması gereken hocası- Amar ile karşılaşırlar ve Büro'ya getirilirler. Büro'da toplulukların ve yapılmakta olan diğer deneylerin geçmişte bilim adamlarının daha iyi, daha zeki,vs vs nesiller elde etmek için insanların genetiğini değiştirecek çalışmalarda bulunmuş fakat bunun sonucunda duygu yoksunu, şiddete eğimli(anladığım kadarıyla,yanlışsam düzeltin) bireyler ortaya çıkmış. İyileştirilmeye çalışılırken hasara uğramış genlerle saf genlerin arasında çıkan savaşın neden olduğunu öğrenirler. Ayyy, konusunu burada kessem iyi olur yoksa kendimi tutamayıp tüm kitabı anlatacağım ve upuzuuun bir yazı olacak. :D

-SPOILER BİTTİ-


Bu kitapta Tobias'ı pek sevemedim. İlk kitapta olduğu kadar cesur,sert, kendine güvenen bir Four göremedim tam tersine takıntılı, kendinden şüphe duyan bir Tobias gördük. O yüzden önceden olduğu gibi Four!!! diye ölüp bitmiyorum. Tris'i ise ayrı bi sevdim bu kitapta kişiliğinden taviz vermeyen, cesur ve sevdikleri uğruna fedakarlıklarda bulunan bir Tris.. Zaten en sevdiğim kadın karakterlerinden biriydi bu kitapla daha çok sevdim.

Ayrıca birçok kişi sonundan dolayı yazara tehditler savuracak hale gelmişken nedense ben çokta nefret etmedim ama sevmedim de. Tamam başta okurken bu nedir böyle arkadaş dediysem de düşününce böyle olması daha mantıklıydı belki de diyor insan ama tabii başka bir şekilde de bitebilirdi.

Son olarak; Cesur olun!
-





Alıntılar
......
Bu dünyada cesur olmanın bir sürü yolu var. Bazen cesaret, kendi hayatını senden çok daha büyük bir şey ya da başka biri için feda etmektir. Bazen de daha büyük bir amaç uğruna bildiğin her şeyden,bir zamanlar sevdiğin herkesten vazgeçmektir.

Bir sözün, bir kelimenin, bir cümlenin başa indirilen bir darbe gibi hissettirmesi çok tuhaf.

  

Ama onu daha önce de görmüştüm. Okul koridorlarında, annemin sahte cenazesinde, Fedakarlık kaldırımlarında.. Onu görmüştüm, ama gerçekten görmüş sayılmazdım. İlk atlayışını yapana kadar kimse onu gerçekten görmüş sayılmazdı.

Derler ki birinin sana olan sevgisini göstermenin son yolu kendini feda etmesiyse, bunu yapmasına izin vermelisin.

Ya da belki affetmek, sadece canının yanması ve kızgınlığın geçene kadar, yapılan yanlış unutulana kadar acı hatıraları sürekli bir kenara itmektir.

Zeynep Blogger

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder